ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim
    Haziran 2017  (4)  Mayıs 2017  (2)  Nisan 2017  (2)  Mart 2017  (4)  Şubat 2017  (1)  Ocak 2017  (3)  Aralık 2016  (3)  Kasım 2016  (4)  Ekim 2016  (2)  Eylül 2016  (2)  Ağustos 2016  (4)  Temmuz 2016  (1)  Haziran 2016  (3)  Mayıs 2016  (4)  Nisan 2016  (4)  Mart 2016  (3)  Şubat 2016  (3)  Ocak 2016  (5)  Aralık 2015  (7)  Kasım 2015  (1)  Ekim 2015  (1)  Eylül 2015  (2)  Ağustos 2015  (1)  Temmuz 2015  (2)  Haziran 2015  (2)  Mayıs 2015  (3)  Nisan 2015  (5)  Mart 2015  (6)  Şubat 2015  (2)  Ocak 2015  (3)  Aralık 2014  (6)  Kasım 2014  (4)  Ekim 2014  (5)  Eylül 2014  (5)  Ağustos 2014  (5)  Temmuz 2014  (8)  Haziran 2014  (6)  Mayıs 2014  (4)  Nisan 2014  (1)  Mart 2014  (3)  Şubat 2014  (2)  Ocak 2014  (1)  Kasım 2013  (1)  Eylül 2013  (1)  Mayıs 2013  (2)  Nisan 2013  (1)  Mart 2013  (9) Potansiyeli var ama...06 Mart 2013  2335 Bilen ve Bilmeyen06 Mart 2013  1683 Bir Hedefin olsun06 Mart 2013  2961 Dikkat eksikliği ve Öğretmenler06 Mart 2013  3346 E hadi Sınava Giriyoruz.06 Mart 2013  2159 İhmal edilen gelecek06 Mart 2013  1843 Koçlukla ilgili Yalnış Düşünceler06 Mart 2013  1902 Koçluktaki Mucize ; Öğrenci koçu Ne yapar?06 Mart 2013  2552 Neden mi Nasıl mı ?06 Mart 2013  1729  Aralık 2012  (1)  Mayıs 2012  (0)
 

Yazılar

Potansiyeli var ama...
 
Bu sözü duymayan anne-baba yoktur sanırım. Ne hissediyor acaba anne-babalar bu cümleyi duyduklarında? Ya da bu cümleyi söyleyen gerçekten içten mi söylüyor? Samimi mi? Yoksa kendini söylemek zorunda mı hissediyor? Şu sıralar okullarda ilk dönem bitmeye yakın olduğu için veli toplantıları yapılıyor ve anne-babaların çocukları için en çok duyduğu cümle bu. “Potansiyeli var ama…” sözü ne anlama gelir? “Ama…” biriminden sonrası nasıl gelir?  
 
Devamı için tıklayınız.
 
Bilen ve Bilmeyen
 
Sınavdan çıkan pek çok öğrenci şimdi kendini hep başkalarıyla kıyaslıyor. “Benim sınavım çok iyi geçmedi, acaba onların ki nasıl?” Bir merak aldı gidiyor herkesi. Sınavının iyi geçmediğini düşünen öğrencilerin cep telefonları kapalı, sınav hakkında konuşmak, yorum yapmak istemiyorlar. Yorum yaparlar da ya söyledikleri gibi çıkmazsa kaygısı onları yiyip bitiriyor. Çoğu öğrencim tam da bu anda “Dunning-Kruger Sendromu” yaşıyorlar. Nedir bu “Dunning-Kruger Sendromu' diye merak ettiniz değil mi?.Justin Kruger ve David Dunning adlı ABD’li iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir araştırma yapıyorlar. 2000 yılında bu araştırmaları ile Nobel ödülüne layık bulunuyorlar.
 
Devamı için tıklayınız.
 
Bir Hedefin olsun
 
Okul hayatında yeni bir yıla daha giriyorsun. Yaz boyunca dinlendin, tatil yaptın, eğlendin, kitap okudun ve yeni bir yıl için kendine enerji depoladın. Artık bu enerjiyi kullanma zamanı geldi. Geçen yıl neler yapmıştın? Hangi davranışlar seni başarıya götürdü? Hangi davranışlar seni sevindirdi, hangileri üzdü? Bunları gözden geçirme ve bu yıl geçen yıl boyunca öğrendiklerini davranış haline getirme zamanı: işte tecrübe denilen şey de, bu zaten.
 
Devamı için tıklayınız.
 
Dikkat eksikliği ve Öğretmenler
 
Dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu son zamanların en popüler hastalığı. Gerek anne-babalar gerekse öğretmenler bu bozukluğun teşhisinde en önemli faktörler. Ancak önemli olan teşhisi koymaktan çok kesin olarak nedeni bilinmeyen bu bozukluğu nasıl ele almak gerektiğidir. Tıbbi olarak nöro-biyolojik bir bozukluk temelinde değerlendirilen Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu teşhis etmek sanıldığı kadar kolay değildir. Çocukların DEHB belirtilerini 7 yaş öncesinden itibaren gösteriyor olması gerekir. Burada görev anne-babaya düşüyor. Çocuğun hangi alanlarda ne sıklıkla bu bozukluğun belirtilerini gösterdiğini gözlemlemesi ve bu gözlemlerini bir çocuk psikiyatristi ile paylaşması gerekiyor. Ancak bu gözlemler çocuğa DEHB teşhisi konması için yeterli değil. Okul dönemi başladığında anne-babaların gözlemlerine öğretmenlerin gözlemleri de eklenmelidir
 
Devamı için tıklayınız.
 
E hadi Sınava Giriyoruz.
 
Hemen heyecanlanmayın, durun, daha var sınava… Gelin sınava ilişkin birkaç soruyla başlayalım: “Ne düşünüyorsun? Nasıl hissediyorsun? Nasıl davranıyorsun?” Şu sorularla devam edelim:“Ne düşünürsen, nasıl davranırsan, ne yaparsan sınav senin için kabus olmaktan çıkar? Sınava daha var ama bir de sınav kaygısı var. Kaygı dediğimiz şey bilmediğimiz bir şey hakkında tasalanmaktır. Sonucunu tahmin edemediğimiz durumlarda kaygılanırız. Kimler kaygı yaşarlar dersin?
 
Devamı için tıklayınız.
 
İhmal edilen gelecek
 
2009-2010 eğitim-öğretim yılının ikinci günü. Bir okulun Cuma günü İstiklal Marşı töreninde bir okul müdürünün konuşmasını aktarmak istiyorum sizlere. Öğrenciler tören alanında toplanmış. İlköğretim öğrencileri oldukları, okulun da ilk günleri olduğu için uzun bir tatil sonrası arkadaşlarını, öğretmenleri görmedikleri için hepsi son derece heyecanlı, herkes etrafına bakıyor, arkadaşlarını arıyor ve neler olacak, diye merakla bekliyorlar. Bu arada tören alanına gelip mikrofonu eline alan müdürünün konuşması şöyle başlıyor:
 
Devamı için tıklayınız.
 
Koçlukla ilgili Yalnış Düşünceler
 
1-Koçluk problemin nedenlerini ortadan kaldırmaya odaklanır Koçluk çözüm odaklı bir süreçtir. Problemin nedenleri ile ilgilenmez problemin çözümüyle ilgilenir. Nedenden daha çok nasıla odaklanmış bir süreçtir koçluk. 2-Koçluk sürecinde koçun size söylediklerini yaparsınız. Koçluk sürecinde koçunuz size ne yapacağınızı ya da ne yapmanız gerektiğini söylemez. Sizden yapmak istemeyeceğiniz bir şeyi yapmanızı beklemez. Size ne yapmak istediğinizi sorar ve ne yapmak istediğinizi sizinle birlikte ortaya çıkarmaya çalışır. Bireye ne yapacağını söylemek koçluk ilkelerine ters düşer
 
Devamı için tıklayınız.
 
Koçluktaki Mucize ; Öğrenci koçu Ne yapar?
 
Yeni bir meslek olan koçluk alanında ilerlerken karşılaştığım sorular ve gördüğüm uygulamalar bunları yazmama neden oldu. Eğitim-öğretim yılının bitmek üzere olması ve sınavların yaklaşması öğrenciler ile anne babalarda telaşa neden oluyor. Kimi zayıf notlardan, kimi deneme sınavlarında istediği performansı gösterememekten şikayetçi. Durum böyle olunca “yapmam gereken ne vardı da ben yapmadım” diye düşünenler araştırma yapmaya başlıyorlar ve sonuçta ya bir psikologa ya bir psikiyatriste ya da son çareymiş gibi bir koça başvuruyorlar.
 
Devamı için tıklayınız.
 
Neden mi Nasıl mı ?
 
Koçluk son zamanların en popüler uğraşısı. Dünya çapında meslek olarak kabul edilmesine rağmen, Türkiye’de standartları henüz tam olarak yerleştirilmiş değil. Böyle olunca da meslek olarak kabul edilmiyor. Ne var ki, yapmak istediğiniz her şeyde sizin en kısa sürede çözümler bulmanızı sağlayan koçluk sistemi, ülkemiz eğitim dünyasında, yeni yeni de olsa, kullanılmakta. Yeni bir şeylere alışmak, hatta alışmaktan öte kullanmak, değişime direnç gösteren toplum olma özelliğimiz nedeniyle de zor. Buna rağmen iş dünyasında yaklaşık 10 yıldır kullanılan koçluk sistemi, etkili sonuçlar yarattığı için, eğitim alanında da başarılı olacağını gösterdi.
 
Devamı için tıklayınız.
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER