ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim

BAZI DERSLERDE ZORLANIYORSA BELKİ DE HENÜZ SOYUT DÜŞÜNEMİYORDUR…

 Ergenlik döneminde gençlerin beyinlerinin bir inşaat sahası gibi olduğundan bahsetmiştim. Fiziksel değişimlerinin yanı sıra bilişsel değişimlerini tamamlamaları da bir süre alıyor. 

İşte bu bilişsel değişim süreci somut düşünmeden soyut düşünmeye geçişi de kapsıyor. Maalesef bu sürecin herkes için geçerli tek bir kuralı olmadığı için de her genç “soyut düşünebilme” becerisini farklı yaşlarda ve farklı sürede kazanabiliyor. Bu da tabii soyut düşünmeyi gerektiren bazı derslerde zorlanmalarına sebep oluyor. Yani aslında, dersi sevmediği için, öğretmen taktığı için ya da zeki olmadığı için değil, henüz soyut düşünemediği için o dersi anlamakta zorlanıyor!
 
Bilişsel gelişim alanındaki çığır açan çalışmalarıyla tanınan ünlü psikolog Piaget’ye göre: tüm insanlar, sırasıyla duyusal motor dönemi, işlem öncesi dönemi, somut işlemler dönemi ve son olarak da soyut işlemler döneminden geçerler. Bir aşamadan diğerine geçiş, hem çevreye uyum sağlamak hem de daha önceki düşünce tarzı yetersiz kaldığı için gerçekleşir. Kişilerin gelişim dönemlerine girme ve tamamlama yaşları birbirinden farklılık gösterebilir. Hatta bazı insanlar, yetişkinliğe ulaşmış olmalarına rağmen ihtiyaç duymadıkları ya da kullanmaları gerekmediği için soyut düşünme becerisi edinemezler, somut düşünme döneminde kalırlar.

Somut düşünme somut olana, madde olarak var olana dayalı düşünme şeklidir. Somut işlemsel dönem, genelde 7–11 yaş arasında tamamlanır. Bu dönemde çocuk, nesne ve olaylara ilişkin mantıklı düşünebilir, sayı, ağırlık, uzunluk, hacim gibi kavramları öğrenir. Belli sıralamalar yapabilir, örüntüler oluşturabilir. İlkokula yeni başlayan bir çocuğu düşünün. Toplama çıkartma öğrenirken parmaklarını ya da belli nesneleri kullanır. Henüz somut düşünme evresinde olduğu için öğrendiği şeyleri görmesi, tutması, koklaması gerekir.



Soyut işlemsel dönem ise 11 yaş ve sonrasında yani ergenlik dönemi ile paralel başlar. Bu dönemde genç varsayımsal ve değişkenlerle düşünebilmeye başlar. Kavramlarla algılayabilmeye, sentezler ve çıkarımlar yapabilmeye başlar. Kişilik yapısı gelişir, ahlak anlayışında değişiklikler oluşur. Bir olayı farklı açılardan değerlendirebilmesi, geleceğe yönelik planlar ve stratejiler yapabilmesi, geçen haftalarda bahsettiğim düşünce esnekliğini kazanabilmesi hep soyut düşünme becerisi ile ilgilidir. 

Meşhur “1 kilo pamuk mu ağırdır, 1 kilo demir mi?” sorusunu hatırlayın. Somut düşünme döneminde kalan kişiler bu soruya “pamuk” diye cevap verirler. Çünkü pamukla ilgili kafalarındaki kavram “hafif” olduğudur. Soyut düşünmeye geçtiklerinde ise konuyu farklı açılardan ele alır, eldeki verileri sentezler ve her ikisinin de eşit olduğunu bilecek bilinç seviyesine gelir. 

Ancak yine Piaget’e göre çocuğun soyut düşünme becerisi kazanması sadece beyinsel gelişimi ile ilgili değil. İçinde yaşanılan toplum ve kültürel çevre de çocuğun bilişsel gelişimini etkiliyor. Yani soyut düşünme becerisi kazandırmada anne-babalara, eğitimcilere, gençlerle iletişim içinde olanlara çok iş düşüyor.
 
Örneğin okullarda daha fazla soyut içeriğe yer vermek, beyin fırtınası yapmak, felsefi tartışma ortamları yaratmak, bir olayı farklı açılardan ele aldırmak yeni geliştirmeye başladıkları bu düşünce sistemini kullanma ve geliştirme fırsatı verecektir. Tabii bu dönemin bireysel farklılıklar gösterdiği, her gencin aynı gelişim seviyesinde olmadığı düşünülünce konuları somut materyallerle desteklemeyi atlamadan. Zira hiçbir eğitimci, bir gruba soyut beceriler kazandırmaya çalışırken, bir grubun konuya tamamen uzak kalmasını arzu etmez.
  
Yurtdışında, öğrenciler arasındaki soyut düşünme becerisi seviyelerini tespit etmek için uygulanan testler var. Lawson tarafından geliştirilen, yarı açık uçlu 12 sorudan oluşan bilimsel düşünme yetenekleri testi de bunlardan biri. Öğretmenler eğitim stratejisini bu testin sonuçlarına göre oluşturuyor. Yine bazı eğitimciler de sözel iletişimde soyutlamanın öğretilmesinde psikolog Hayakawa’nın Soyutlama Merdiveni’ne başvuruyorlar.
 
Soyutlama merdiveninde kavramlar en alt basamakta en temel haliyle ifade edilirken, en üst basamakta daha geniş açıdan ve her katmanıyla tanımlanır. Eğitimciler gencin hangi basamakta olduğunu bilerek, ona nasıl soru sormaları gerektiğini belirliyorlar. Örneğin bir tarih öğretmeni somut düşünebilen öğrencisine tarihteki tek bir olayı ve sonucunu sorarken, soyut düşünebilen öğrencisine iki farklı olayın karşılaştırmasını sorabiliyor.
 
Somut düşünebilen bir öğrenci ile soyut düşünebilen bir öğrenci arasındaki farkı anlamanız ve öğrenci koçluğu rolünüzü yerine getirebilmeniz için basit bir örnek vermek istiyorum:

Somut düşünen bir öğrenci futbol maçında en iyi oyuncuları kullanmanın iyi bir strateji olacağını düşünebilirken, soyut düşünen bir öğrenci aslında futbol maçı için bu stratejiyi kullanmanın bir sınava hazırlanırken kendi en iyi yeteneklerini kullanmak ile aynı şey olduğunu fark eder.

Bir anne, bir eğitim koçu ya da bir öğretmen olun… Çocuğunuzun somut düşünmede hangi seviyede olduğuna göre konuşmalısınız.

İşte öğrencilerinize ya da çocuğunuza soyut düşünme becerisini geliştirebilmesi için nasıl destek olabileceğinize dair örnek soru şekilleri:

  • Açıklama gerektiren sorular sormak: NEDEN ve NASIL soruları
  • Konuyla ilgili benzer örnekler bulmaya teşvik etmek: Buna başka örnek verebilir misin? Senin hayatında böyle bir şey olsaydı nasıl olurdu?
  • Farklı bakış açıları bulmasına yardımcı olmak: Bu konuyla ilgili, farklı bir şekilde düşünebilir misin? Sence başka biri bu konuyla ilgili ne düşünürdü?
  • Konuyu toparlamak ve bağlantılar kurmasına teşvik etmek: Bence bu konuyla ilgili sırayla ele almamız gereken farklı başlıklar var. Acaba bu neyle bağlantılı olabilir?
  • Değerlendirme yolları bulmasına yardımcı olmak: Bunun doğru ya da yanlış olduğuna sence nasıl karar verebiliriz.
  • Kavrayıp sonuç çıkarmasına destek olmak: Eğer bu doğruysa başka ne doğru olabilir?  
  • Anlamasına yardımcı olmak için somut onun için tanıdık ve soyut olan bir benzerlik örneklendirmek: Devletin 3 temel organı vardır –yasama, yürütme ve yargı. Anne-babalarınız ev kurallarını belirlerken aslında kanun koyucu gibi hareket ediyorlar. Yani yasama yetkisini kullanıyorlar. Bu kurallara uymanızı istedikleri zamanlarda ise kanun koyucunun uygulamadan sorumlu kişisi gibi davranıyorlar. Yani yürütme yetkisini kullanıyorlar. Sizinle kardeşiniz arasındaki sorunları çözmeye çalıştıklarında ise yargı yetkisini kullanıyorlar. 

 

Gördüğünüz gibi bahsettiğim testleri nerede bulacağız, nasıl yapacağız, diye kara kara düşünmenize gerek yok. İlla test yapılması gerekmez. Çocuğunuzun ya da öğrencinizin soyut kavramlarda zorlandığını düşünüyorsanız gelişimi için yukarıda verdiğim örneklerdeki gibi destek verebilirsiniz. Çözüm bol bol pratik yapmak!

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER