ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim

BİR ERGENİN BEYNİNİ AÇIP, BİLGİLERİ İÇİNE YERLEŞTİREBİLİR MİSİNİZ?

Öğretmenseniz daha iyi bilirsiniz… Ortaokul, lise sıraları öğrenme sorunları yaşayan, öğrenilmiş çaresizlik içinde kıvranan, her an sıkılan, stres altında, belki de biraz depresif gençlerle dolu. Dijital ekranlara yapışmış, dijital sohbetler ediyorlar. Bir öğretmen olarak zaman zaman bu beyinlerin bir “açma/kapama” düğmesi ya da “fabrika ayarlarına geri dön” düğmesi olsa diye aklınızdan geçiriyorsunuzdur sanırım. Türk usulü bir açıp kapatmak mümkün olsa bile ya da fabrika ayarlarına geri döndürebilseniz de hiiiiç bir şey değişmeyecek. Bunu bilin! Çünkü asıl sorun fabrika ayarlarında! Zira ayar mayar yok henüz. O beyinler hala yapım aşamasında. Her geçen gün gelişiyor, değişiyor ve bu 20’li yaşların ortalarına kadar devam edecek.

 

Açma/kapama düğmesi siz olacaksanız. Bence sadece açmasını bilin… Sonra o beyinlerin yapabildikleri karşısında kimse kapanmasını bir an bile aklından geçirmeyecek. O halde işe ergen beynini anlamakla başlayalım… Ergen beyninin gelişimi hakkında ne kadar çok şey bilirseniz, doğru kararlar almaları, uygun tavırlar sergilemeleri, hayat boyu öğrenmeleri ve hayat yollarını çizebilmeleri için onlara o kadar destek olabilirsiniz. Geçen hafta ergenlerin beyinlerinin inşaat sahası gibi olduğundan bahsetmiştim. Ergen beyninin karakteristikleri yetişkin beyninde meydana gelen bağlantıları kuramaz; kısacası kendi kuralları olan bir krallık gibidir ve 20’li yaşların sonlarına kadar gelişmeye devam eder. Siz de işte tam bu dönemde gelişmeye devam eden beyinlere bir şeyler öğretmek için çaba harcıyorsunuz. İşiniz kolay değil! Ama basit birkaç strateji ile harikalar yaratabilirsiniz. Gelişmesine devam eden bir beyin, öğretmen olarak sizin için büyük bir fırsat!
 
TERCİH SİZİN!
YA HARİKA BİR BEYİN YARATILMASINA YARDIMCI OLACAKSINIZ YA DA GENCİN BEYNİNİ ÇÖPE ATMASINA SEYİRCİ KALACAKSINIZ…
 
O halde sınıf içi öğrenmeyi desteklemek için aşağıdaki stratejileri uygulayabilirsiniz.
 
1.     Fiziksel aktivite, hareket etme ve molalar öğrenmenin vazgeçilmezleridir!
Hayatımız boyunca beynimizde nöronlar oluşmaktadır. Nöronlar hafıza, ruh hali ve öğrenmeyle ilişkilidir. O halde sınıf ve okul hayatı içine mümkün olduğunca fiziksel aktivite dahil edilmelidir. Çünkü düşünme, odaklanma, öğrenme ve hatırlama için gerekli olan noradrenalin, dopamin ve kortizol salgılanmasına yardımcı olur. Öğrencilerin günde 30-60 dakika fiziksel aktiviteye ihtiyaçları olur.
 
2.     Sosyal şartlar farklı yönlerden beynimizi etkiler:
Okul hayatı gençler için farklı duygular yaşadıkları yoğun bir sosyal deneyimdir: başarı, ödüllendirilme, kabul görme, keyif, uyum sağlama, aidiyet, stres, dışlanma… Arkadaşları ile iyi ilişkiler geliştiremeyen bir gencin yaşayabilecekleri çok daha net şimdi değil mi? O halde sınıf içinde kısa bir süre dışında keyfi gruplaşmalara izin vermeyin. Planlı gruplaşmalar olabilmesi için değişen takımlar kurabilirsiniz.
 
3.     Stres! Öğrenme düşmanı…
Notlar, dersler, sınavlar… Öğrencilerin omuzlarına her geçen sene daha çok yük biniyor. Bu yükün yarattığı stres ile sağlık, davranış ve öğrenme sorunları yaşanıyor. Öğrencilerinize baş etme becerileri kazandırın, seçimleri olduğu konusunda bilinçlendirin, rahatlamaları için ders dışı aktivitelere ve/veya spora yönlendirin…
 
4.     Aynı kalıbın öğrencileri değil onlar!
Karakter, beceri, aile, sağlık, fiziksel kapasite, zihinsel kapasite… Sadece aynı yaşta oldukları için sınıfınızdaki tüm çocukların aynı becerilere sahip olduklarını düşünmeyin. Unutmayın beyinleri gelişmeye devam ediyor ve hepsinin gelişim hızı farklı. Onların farklılıkları kabul ederek ümit ışığını yakın, beceriler kazanmalarına yardım edin.
 
5.     Tane tane… Hepsi birden bir anda değil…
Ergen beyni kısa süreli hafızasında 3-4 farklı bilgiyi 30 saniye boyunca, işleyen bellekte ise 20-30 dakika saklayabilir. Bilgi beyin tarafından “anlamlı” bulunmazsa uzun süreli hafızaya iletilmez. O halde tane tane, aralar vererek dersi anlatın. Bırakın beyinler biraz dinlensin, taze bilgilere kendini açsın.
Konu karmaşık ise 4-8 dakika ders anlatın; bilgi basitleştikçe 8-15 dakikaya kadar anlatma sürenizi uzatabilirsiniz. Ama 15 dakikayı geçmemeye özen gösterin. “Böyle konular mı biter?” demeyin… Konular bittiğinde geriye kalan bilgi yoksa bitmesi kimsenin işine yaramayacaktır.
 
6.     Sabır, empati, dikkat, işbirliği…
Bir sınıf ortamının olmazsa olmazları. Bu becerilere sahip öğrenciler öğrenmeye daha açıktırlar. Öğrencilerinizin bu konularda zayıf olduğunuzu düşünüyorsanız bu becerileri kazanmaları için onlara yardımcı olmalısınız.
 
7.     Heyecan öğrenmeyi perçinler!
Çünkü heyecan dikkat etmenizi sağlar,  dikkat ise öğrenmenizi… Ama dikkat! Tatlı heyecandan bahsediyoruz, korkunun yarattığı heyecandan değil. Aksi halde bu heyecan öğrenmeye karşı koyar. Aniden bir soruya cevap vermesi istenen bir öğrenci için bu durum korku yaratabilir.
 
8.     Cevap almak için bekleyin!
Soru sorduktan sonra öğrencilerinizin soruyu sindirmeleri ve bilgilerini taramaları için 5-10 saniye kadar süre tanıyın.
 
9.     Beyin sosyal bir varlıktır ve gelişmek için etkileşime ihtiyaç duyar!
Beynin temel görevi yaşamı sürdürmektir. Binlerce yıl önce hayatta kalmak bir toplumun parçası olmaktan geçiyordu. Beyin böylece sosyal bağlarla gelişmeye devam etti, ediyor ve edecek…
 
10. Uzun süreli öğrenme için uygulama ve tekrar önemlidir…
Sorular sormanız anlattıklarınızın tekrar edilmesini sağlar. “Biraz önce asimetri kelimesini kullandım. Ne olduğunu söylemek isteyen var mı? gibi sorular...
 
11. Görsel olarak daha çok öğreniyoruz!
Sözel veya yazılı anlatıma göre gördüklerimizi daha uzun süre hatırlayabiliyoruz.
 
12. Metaforlar her an yardımınıza hazır!
Öğrencileriniz bir bilgiyi tanıdık oldukları başka bir şey ile  ilişkilendirdiklerinde daha kolay hatırlayacaklardır: “Her 10 üniversite mezunundan sadece 6’sı okudukları mesleği yapıyorlar. Yani sınıfın yarısından fazlası eğitim gördüğünüz mesleği yapmayacaksınız! O halde bölüm seçerken dikkat!”
 
13. Müzik ruhun gıdası… beynin de! 
Verdiğiniz bilgileri ritmik ya da şiirsel bir şekilde verebilirseniz hatırlanması kolay olur. Onun için alfabe çocuklara şarkı ile öğretiliyor, değil mi? Hatta bu anımsatıcıyı öğrencilerinizle birlikte oluşturursanız bilgiler daha da kalıcı olur… İngilizce’deki düzensiz fiillerin çekimini bir rap şarkısı gibi öğreten öğretmenin videosunu görmüş müydünüz? 
 
 

 

 

KAYNAKLAR: 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER