ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim

DENEYEN ÖĞRENCİLER, DÜŞÜNEN NESiLLER!

Son dönemde sosyal duygusal öğrenmenin önemine dair yazdım, anlattım. Ancak her geçen gün öğrenme ve öğretme teknikleri de ihtiyaçlara uygun şekilde gelişiyor, değişiyor. Beceriye dayalı öğrenme de, aslında var olan, ancak son dönemde tekrar gündemde olan öğrenme yöntemlerinden biri. Klasik bilgiye dayalı öğrenmenin aksine, beceriye dayalı öğrenmede, kişi deneme, tecrübe etme yoluyla öğreniyor.  Bilgi ve beceriler okuma veya ezberleme yerine, bizzat içinde bulunarak, egzersiz yaparak ve farklı senaryoları deneyerek kazanılıyor. Böylece daha kalıcı bir öğrenme elde ediliyor. Bir başka deyişle, klasik öğrenme şekilleri öğrenciye “ne” düşüneceğini öğretirken, beceriye dayalı öğrenme “nasıl" düşüneceğini öğretiyor.

Aslında bu öğrencilerin klasik “şimdi bu öğrendiklerimi ben gerçek hayatta nerede kullanacağım?” sorusunu da ortadan kaldıran bir öğrenme yöntemi.  Bir arkadaşım anlatmıştı. Ortaokulda fen öğretmenleri 5-6 öğrenciyi tahtaya kaldırıp, yan yana durup daire yaptırmış. Bir kişiye tel bağlı bir pil vermiş. Sonra pili tutan kişinin yanındaki hariç herkese el ele tutuşmasını söylemiş. Herkes el ele tutuştuktan sonra geriye kalan son kişiye de yanındakinin elini tutturmuş. Böylece halka, aslında elektrik devresi tamamlanmış. 
 
Oldukça düşük bir voltaja sahip olan pil minik bir elektrik akımı oluşturmuş ve halkadaki öğrenciler iğne batar gibi bu elektriği hissetmiş. Böylece vücudun elektriği ilettiğinin yanı sıra ellerini bıraktığında akım kesintiye uğradığından kapalı devre nedir, açık devre nedir deneyerek öğrenmişler. Arkadaşım “devreler konusunu hala unutamam” diyor! Dünya çapında fenomen olan MIT Fizik profesörü Walter Lewin’in enerjinin korunumunu anlattığı dersini görmüşsünüzdür; dersi anlatıyor ve yaptığı hesaba göre salınan bir sarkacın önünde duruyor. Ucunda gülle bağlı bir sarkaç tam çenesini dağıtacak hızda kendisine yaklaşıyor veee… Teğet geçiyor. Hayatını riske ettiği bu ders, sadece o derste bulunan öğrenciler için değil, tüm dünyadaki fizik hayranları için unutulmaz bir ders oluyor. Gerçi Lewin’in neredeyse bütün dersleri öyle.
 

 

Tabii “beceriye dayalı öğreteceğiz” diye öğrencilere elektrik verelim, sarkacın önüne dizelim demiyorum, aman yanlış anlamayın. Ama yaparak öğrenmenin kalıcı olduğu da muhakkak. Peki “elektrik vermeden”, öğrencilerin “yapamam” aşamasından “yaptım” aşamasına gelmeleri için onları ne şekilde destekleyebiliriz? Branşınızı en iyi siz biliyorsunuz. Ve tabii onun gerçek hayattaki uygulama şekillerini de. Ben size sadece fikir verecek bazı örnekler sıralayacağım.
 
 
 
1)     Önce  “neden” sorusunu cevaplayın:

“Çünkü müfredatta var”  ya da “sınavda çıkacak” gibi sözler öğrenciler için, özellikle günümüz öğrencileri için yeterli bir cevap değil. Öğrettiğiniz bilgiyi nerede kullanabilirler, neden öğreniyorlar açıklarsanız, ilgilerini daha rahat çekebilirsiniz. Örneğin “negatif tam sayılar sıfırdan uzaklaştıkça küçülürler” bilgisini asansörün zemin kattan daha alttaki katlara gidişi ile anlatabilirsiniz. Dediğim gibi branşınızı ve kullanım alanlarını en iyi siz bilirsiniz, dolayısıyla onlara bu konuyu neden öğrenmeleri gerektiğini en iyi siz anlatabilirsiniz.

2) Onları dahil etmenin bir yolunu bulun:

Örneğin toprağa ektiğiniz bir tohumun çimlenmesi, filiz vermesi, biraz zaman alacak ancak öğrencinin bizzat görerek, yaparak öğrenebileceği bir şey. Ama ya edebiyat öğretmeniyseniz? Onda da neyi öğretiyorsanız, öğrencinizden o tarzda yazmasını isteyebilirsiniz. Diyelim Yahya Kemal işliyorsunuz, Yahya Kemal olduğunu düşündürüp bir dörtlük yazmasını isteyebilirsiniz. Böylece şairin tarzını, mevcut şiirlerini öğrenecektir. Nasıl dahil edebileceğiniz hayal gücünüze kalmış.

3) Grup çalışmasını teşvik edin:

Öğrenciler birbirlerinin yanlışlarından da öğrenirler. Örneğin tohumunu fazla sulayan çocuğun, tohumu çürüdüğünde, sınıftaki diğer öğrenciler “neyin yapılmayacağını” da öğrenmiş olurlar. Bu yüzden bireysel çalışmalar kadar, grup çalışmaları da önemli. Ve tabi tecrübelerinin sonuçlarını paylaşmaları.

4) Peki ya proje ödevleri?

Çevremden duyuyorum. Eve verilen proje ödevleri için anne-babalar, ödev sanki kendilerine verilmiş gibi harıl harıl çalışıyor, harikalar yaratıyorlar. Eğer amaç öğrencinin öğrenmesi ise, uygulamalı bir ödev bile olsa, madem evde yardım alma ihtimali var, sizin gözetiminizde, okulda yapılması en verimlisi olacaktır.  

5) Araştırın, araştırın, araştırın

En iyi bildiğiniz konuda bile yenilikler eklemeye, başkalarının nasıl öğrettiğini araştırmaya vakit ayırın. Internet kaynak konusunda bir derya. Öğretmenler uygulamalarını birbirleriyle paylaşıyorlar. Bu tip gruplara, forumlara üye olup gelişmeleri takip edin.  

Evet biliyorum, bu saydıklarım vakit alan, zamana yayılan bir öğretme şekli. Zaten beceriye dayalı öğrenmenin en büyük dezavantajı da bu olarak görülüyor. Hedefin “bir sınavda başarılı olmak” olduğu eğitim sistemimizde, beceriye dayalı öğretme çok hayalperestlik gibi gelebilir. Ancak siz de benim gibi közde ağır ağır pişmiş bir Türk kahvesini, hazır kahveye tercih edenlerdenseniz en azından öğrencilerinizin “neden bu bilgiye ihtiyaç duyacak”  sorusunu cevaplayarak bir başlangıç yapabilirsiniz. Çünkü bilgi hayatın içinde işe yaradığı,  kullanıldığı zaman kalıcı bir şekilde beceriye dönüşebilir. Yani aslında beceriye dayalı öğrenme yaşamaktan başka bir şey değil.

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER