ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim

ERGEN ÇOCUĞUNUZ SU KAYNATMADAN ÖNCE… SÖYLEMEKTEN VAZGEÇMENİZ GEREKENLER

  Arkadaşım kızının okulda oynadığı “Ah Şu Büyükler”  adındaki, gençlerin anne-babaları ile ilişkisinde kelime seçiminin ne kadar büyük fark yarattığına vurgu yapan, tiyatro oyunundan bahsetti. Oyunda çocuklar ve aileleri arasında neredeyse her evde yaşanan diyaloglar mizahi bir dille önce olduğu gibi, sonra da olması gerektiği gibi gösteriliyormuş.  “Ah keşke her ergen oyunu seyretse… Tatlı dille biz anne-babaları nasıl parmaklarında oynatabileceklerini öğrenirlerdi,” dedi. Arkadaşım haklı, kelime seçimi ve söyleme şekli her iletişim için önemli ve ergenler anne babalarıyla bazen çok ters ve asabi konuşabiliyorlar. Ama onların mazereti var ve bu süreçte bir süre iletişim konusunda iş daha çok biz yetişkinlere düşüyor. Bir ASLA söylenmemesi gerekenler var, bir de FARKLI ŞEKİLDE söyleseniz daha iyi olacaklar. Yani tabii eğer ergenlik sürecini sinirleriniz yıpranmadan ve ilişkiniz yara almadan atlatmak istiyorsanız.  Küçük bir hatırlatma, ergenlik dönemi bir birey olarak ben de varım savaşını verdiği dönem: sürekli değişen bir psikolojik hal içerisindeyken tek istediği bağımsız olabilmek, mahremiyetine ve kişiliğine saygı ve kendine özel bir sosyal çevre…

 

 
 
Nasıl konuşmalı?
 
İyi bir dinleyici olun: Size bir şey anlatmak istediğinde, her ne yapıyor olursanız olun işinizi bırakıp dinlemeye geçin. Onu yargısızca dinleyin. Sadece istediğinde yorum yapın. O talep etmezse, çözüm önerisinde bulunmayın. Unutmayın, başkası istemeden yapılan yardım, aslında o kişiyi eleştirmek, “sen beceremiyorsun, ben senin yerine çözeyim” demektir.
 
Özeline, mahremiyetine saygı gösterin: Sürekli odasında kapalı kapılar ardında telefonla konuşuyor olabilir. Ona bu alanı tanıyın. Size aktarmak istediği kadarı ile yetinin. Onu yargılamadan dinlediğinizi gördükçe, sizi dünyasına daha çok alacak, o kapılar ardında neler olduğu hakkında daha çok ipuçları verecektir.
 
Ona güvendiğinizi hem sözlerinizle hem davranışlarınızla gösterin: Sorumluluk verin, evin kararlarında rol almasını sağlayın. Bir birey olarak görülmek çok hoşuna gidecektir.
 
Hatalı olduğunuzda özür dileyin: Her insan hata yapar. Anne ya da babayım, bu evde otorite benim, benim dediğim doğrudur, sarmalına girerseniz yapıcı değil yıkıcı olursunuz. Onun haklı olduğu durumlarda özür dilemeyi bilirseniz, onu bir birey olarak gördüğünüz, değer verdiğiniz mesajını da verirsiniz.
 
 
Nasıl Konuşmamalı?
 
Ders ya da öğüt vermekten, onu suçlayıcı cümlelerden kaçının: Söylediğiniz her cümlede sizi suçlayan, sizi yanlış bulan biriyle siz konuşmak ister miydiniz?
 
Sizinle paylaştıklarını ya da onun özelini başkalarına anlatmayın: Bu illa ki, söylediği bir şeyi birisine anlatmak olmayabilir. Ona ait bir resmi ya da olayı sosyal medyada paylaşmanızdan bahsediyorum örneğin. Belki o ağzı yüzü mama içinde bebeklik fotoğrafının örneğin Facebook’ta herkesin görebileceği şekilde yer almasını “havalı” bulmuyor olabilir. Hiç fikrini sordunuz mu?
 
Soru sormaktan kaçının: Merak ettiklerinizi öğrenmeyin demiyorum. Sadece “sorgulanıyor” psikolojisine girmesin diye, sormak istediklerinizi soru formunda sormayın diyorum. Örneğin “Neden geciktin?” yerine “”Bugün eve geç geldin,” şeklinde durumu ortaya koyun ve bekleyin. Aynı şey gibi görünse de, ikinci cümle daha az dirençle karşılanacaktır! 
 

 

Tüm bu bilgiler ışığında en “tu kaka” cümleleri listeleyelim mi? 
 
 
Bu ya da benzer cümlelerden sizin kullandıklarınız var mı?
 
Başta bahsettiğim arkadaşımın “Ah Şu Gençler” oyunu ile ilgili anlattıklarının başı da var. Oyunun öncesinde ortaokul öğrencileriyle yapılmış bir röportaj videosu da gösterilmiş. Genç kızlara ve delikanlılara “Annenizin size en sık söylediği cümle ne?” diye sormuşlar. Ayağına bir şey giy, ders çalış, bırak o telefonu elinden, o tabak bitecek gibi cümleler havada uçuşuyormuş. En çok da “Ders çalış” ya da “Ödevini yap.” Seyreden anne-babalar epey gülmüşler tabii, bu trajikomik duruma. Arkadaşımın kızı mikrofon uzatılanlar arasında yokmuş, o da eve dönünce sormuş kızına: “Ben sana en çok ne diyorum?” Kızı “Keşke bana sorsalardı” demiş. “-Seni seviyorum- dediğini söylerdim. En değişik cevap olurdu.”
 
Bu soruyu, bugün o size karşı tavırlarından şikayet ettiğiniz çocuğunuza sorsanız, o size ne cevap verirdi: “Annenizin size en sık söylediği cümle ne?”
 
 
KAYNAKLAR
 

KaydetKaydet

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER