ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim

ERGENLER NE DER, ASLINDA NE KASTEDER?

Ergence diye bir dil var malumunuz. Kendilerine özgü kelimeleri, kendilerine özgü şakaları, kendilerine özgü kısaltmaları var. Üstelik tam birkaç kalıbı öğrendim, kullanayım diyorsunuz, bir bakmışsınız artık demode kalmış.

Örneğin yakın arkadaş için önce “kanka”, kan kardeş’in kısaltması olarak kanka ile başlayan süreç, kanki, kankito, kardo, panpa gibi evrimler geçirdi. Komik buldukları şeyler için “lol” diyorlar yetiyor. Mesajlaşırken KİB gibi biz yetişkinlerin kolayca anlayamayacakları kısaltmalarla anlaşabiliyorlar. Geçen gün yeğenimle mağaza geziyoruz, asker yeşili, kapşonu kürklü, şu sıralar iki genç kızdan birinin üzerinde mutlaka rastladığınız montun yanında durdu “Bu da memleketin bitki örtüsü oldu,” dedi.

Yine aynı yeğenim sınavının nasıl geçtiğini sorduğumuzda “mor ve ötesi” diye cevap vermişti! Gençlerin bu kıvrak zekalarına, kendi aralarında geliştirdikleri ortak dili çok seviyorum. Gençlerle çalışmaya bayılıyorum, bu sayede bu beni gülümsetirken hayran bırakan ergenceleri de bol bol duyuyorum. Alt alta yazmaya kalksam upuzuuun ve eğlenceli bir liste olur.

 Ama ergenleri anlamak, ergenlerle sağlıklı bir iletişim kurabilmek için esas gereken onların geliştirdiği bu dili konuşmamız yetmiyor; kelimelerin ardındaki duyguyu  da anlamamız gerekiyor.

Yani odasının kapısını çarpıp, oflayıp pofladığında, bıktığını söylediğinde, gözlerini devirdiğinde, basit bir işi bile sizden istediğinde, karanlık bir odada telefonunun ekranına kilitlendiğinde bize ne anlatmak ister? Tepkisi, sözleri bize midir, yoksa “beni anla” diye bağıran yardım çığlıkları mıdır?  





“İs-te-mi-yo-rum”

Daha önce bulunmadığı bir ortama girecek, hiç denemediği bir spora başlayacak ya da kendine pek de güvenmediği bir konuda diğerleriyle rekabet içinde olacak diyelim. Hemen öncesinde kaygı yaşamasından doğal ne olabilir. Eğer sizin bin bir zorlukla yazdırdığınız kursa gitmeyeceğini söylüyorsa, bu yapmak istemediği için değil, korku yaşadığı için olabilir. Yani “istemiyorum” demek “başarısız olmaktan korkuyorum” demek olabilir. Kaygılarını, endişelerini gidermek için onu rahatlatmayı deneyebilir, önemli olanın çaba göstermesi, denemesi olduğundan bahsedebilirsiniz. Daha önceden başardığı şeylerden örnek vermek ya da sizin (belki tanıdığı başka birinin) eskiden isteyip yapamayacağınızı düşündüğünüz için denemediğimiz ama şu an iyi yaptığınız bir şeyden, o dönemde yaşadığınız korkularınızdan örnek vermek çok etkili oluyor.

“Öyle diil”

Söylediğinizin doğru olmadığını söylüyorsa, bunun alt mesajı “beni anlamıyorsun” olabilir.  Olaylara onun gözünden bakmaya çalışın, neden itiraz ediyor, neden anlaşılmadığını düşünüyor anlamaya çalışın. Onun da yetişkin bir birey olduğunu ve kendi hayatıyla ilgili kararları verme gücü olduğunu, kendi bakış açısı olduğunu hatırlayın.

“Yapıcam.”

Ödevini yaptın mı, sınava çalıştın mı gibi soruların cevapları genelde burnundan soluyan bir “Yapıcam” oluyorsa, bunun ardındaki mesaj “benim yerime plan yapmaktan vazgeç”tir. Bırakın kendi zamanını kendi gönlünce planlasın. Ödevini yapmaz, sınava çalışmazsa da sonuçlarına kendi katlansın. Sizin onu şekillendirmeye, iteklemeye çalışmanız onu sadece sinirlendirecektir.

“Bana karışamazsınız”

 

Bu cümle aslında onun “Beni bir birey olarak kabul edin” çığlıklarıdır. Kendi sınırları, kendi tercihleri ve kendi hayatı olduğunu ifade ediş şeklidir. Onu kontrol etmeye çalışmamalı, kendi kanatlarıyla uçabilmesine fırsat yaratmalısınız. Koçluk yaklaşımında uyguladığımız gibi, ne yapacağını söylemek yerine, ne yapacağını bulabilmesi için rehber olmalısınız.

“Ne zaman alacaksınız?”

Son model telefon olabilir, filanca marka ayakkabı, kıyafet ya da çanta olabilir.  Onunla yatıp onunla kalkıyorsa, amanız için tutturup sizi sıkboğaz ediyorsa bu belli bir marka ile statü kazanabileceğini, sosyal ortama kendini o şekilde kabul ettirebileceğini düşünmesinden olabilir. Öz değer bilincinin gelişmesi için destek olabilirsiniz.


“Hep kardeşimin tarafını tutuyorsunuz”

Kardeşini daha çok sevdiğinizi, hep onu haklı bulduğunuzu söylüyorsa ona sevginizi daha çok göstermenize ihtiyaç duyuyor olabilir. Onunla, onun istediği tarzda bağınızı kuvvetlendirin.  Çok sevdiği bir diziyi birlikte seyretmek, sevdiği bir şarkıcı hakkında sohbet etmek ya da hoşuna gidecek sürprizler hazırlamak… Neyin onun hoşuna gideceğini, kendisini değerli, önemsenmiş hissettireceğini bilirsiniz. Demek ki bunların dozunu bir miktar arttırmalısınız!

İşte size kısa bir liste:

“Ben bunu yapamam”   : Bunu yapma konusunda kendimi rahat hissetmiyorum, korkuyorum
 
“Çok da umrumdu”        : Benim için hala önemli ama senin bilmeni istemiyorum
 
“Sen ne anlarsın ki!”      : Şu an yaşadığım sorun durum dünyanın en beter sorunu
 
“Abartmıyorum”             : Benim gözümde böyle
 
“Yakışmış mı?”              : Ben emin değilim. Lütfen bana güzel dolduğunu söyle.
 
“LOL” *                           : Çok da komik değildi.
 
 “Giyecek bir şeyim yok!”    : Kıyafetlerimin hiçbirini beğenmiyorum. Yenilerini alma vakti.
 
“Yiyecek hiçbir şey yok!”     : Dolapta hemen yiyebileceğim bir şey yok.
 

“Tanıyorum ama birlikte takılmıyoruz” : Bana yüz vermiyor, onunla nasıl arkadaş olabileceğimizi, nasıl baş                                                                                      çıkabileceğimi bilmiyorum.

 
Beyni halen gelişim aşamasında. Korkuları var, kaygıları var, endişeleri var. Bir var olma, kendini kabullendirme savaşı var. Onların bu zorlu döneminde ağızlarından çıkan sözleri, mimiklerini kişisel almayın. Ergence söylemek gerekirse bu “atarlı” dönemden sevgi ve sabırla el ele geçin!
 

 

(*) LOL: Kahkahalarla gülmek, sesli gülmek anlamında gelen İngilizce “laughing out loud” ” ifadesinin kısaltılmışı


Kaynaklar:

 


 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER