ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim

FARKLI OLDUKLARI İÇİN BUNLARI DUYMAK ZORUNDA DEĞİLLER!

DEHB’liler için kullandığımız önyargılı acımasız sözler…
 
Hey siz! Evet size sesleniyorum! DEHB nedir bilmeyenler, hiç duymamış olanlar, duymuş ama kulaktan dolma bilgilerle karşısındakini yargılayanlar! Evet size sesleniyorum! Acımasız, düşüncesiz, patavatsız arkadaşlar, öğretmenler, komşular, doktorlar, akrabalar hatta onları yakından uzaktan tanımayan sokaktaki yabancılar ve ne yazık ki onları aslında sevgiyle kucaklaması gereken aile fertleri… Maalesef size sesleniyorum.
 
DEHB’nin getirdiği onca sorun yetmezmiş, kendileriyle uğraşmaları yeterince yük değilmiş gibi bir de o ön yargılı eleştirilerinizle incitmeyin o sıcacık kalpleri. Düzelmeyen davranışlardan, dağınık odadan, kaybolan eşyalardan, geç kalmalardan, unutmalardan yorulmuş olabilirsiniz. Ama onlar sizden daha yorgun bunu aklınızdan çıkarmayın. Sizin çocuk oyuncağı gördüğünüz şeyler, onlar için –yol gösterilmezse- aşılamaz engeller olabilir.
İşte bu nedenle, çocuk ya da genç, yetişkin ya da yaşlı… Bir DEHB’liye söylemememiz gerekenler:
 
FARKLI OLDUKLARI İÇİN BUNLARI DUYMAK ZORUNDA DEĞİLLER!
DİLİMİZİ TUTUP DA SÖYLEMESEK KEŞKE
ÇÜNKÜ BUNU HAK ETMİYORLAR
BÖYLE DAHA YAPICI OLABİLİRİZ
Neden sen de herkes gibi normal olmuyorsun
 
O anormal değil. Sadece biraz farklı ve dikkatini vermekte zorlanıyor.
Onu suçlu hissettirmekten vazgeçin ve ona destek olun artık. Tam olarak ne hissettiğini anlayıp onun yanında olabilirsiniz.
Tam bir baş belası işte; sorun çıkarıp duruyor.
Hayır değil!
Aslında sorun çıkarmak istemiyor.
Kuralları öğrenmek için nasıl debelendiğini görmemek sizin suçunuz olabilir mi? Aslında ona yardım edebilirsiniz.
 
Hiperaktif!
Hayır değil!
Sadece fazla enerjisini nereye, nasıl yönelendireceğine dair desteğe ihtiyacı var.
Durumu önemsizleştireceğinize, ona yol gösterebilirsiniz. Enerjisini deşarj edebilmesi için bol bol açık havaya çıkmaya, sevdiği bir spora yönlendirebilirsiniz. Masa başı çalışmalarını daha kısa tutup aralarına fiziksel aktiviteler koyabilirsiniz. Şu yazımdan da faydalanabilirsiniz:
Tembel!
Hayır değil!
Tembel de motivasyonsuz da değil! Sadece ne yapacağını bilemez durumda.
Yapmak için enerjisi var. Sadece önceliklendirip, onları bir sıraya koyamıyor. Biraz itekleseniz, o kendi yolunu bulacak. Nasıl mı?
Uyumsuz! Geçimsiz!
Hayır ikisi de değil!
Sırasını beklemiyor olabilir, siz bir şey anlatırken alakasız bir şekilde konuya dalabilir. Bencil olduğunu, sadece kendisini önemsediğini düşünebilirsiniz.
Aslında sadece ilişkileri nasıl yürüteceğini bilemiyor.
Hemen “geçimsiz” yaftası yapıştıracağınıza nasıl geçineceğini öğretmek istemez misiniz? Sosyal ortamlarda biraz pratik imkanı verseniz, o da dinlemeyi, sırasını beklemeyi, aklına geleni söylememeyi öğrenecektir. O sadece dürtülerine ve sezgilerine göre hareket ediyor.
 
Aptal!
Tabi ki hayır!
Sanırım Albert Einstein’ın da DEHB’li olduğunu duymadınız.
DEHB’lilerin tek eksiği, mevcut olan becerileri birbirine bağlayabilmek olduğuna göre yüksek IQ’lu olup bunu gösterememeleri doğaldır.
 
Sorumsuz!
Hayır değil!
Sorumluluklarını bilememekle, bilip de yapmamak arasındaki fark DEHB’dir desem…
DEHB’liler gönülden istemelerine rağmen sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanırlar. Neden mi? Çünkü organizasyon becerileri gelişmemiştir. Bu konuda onlara destek olmak çözümün bir parçası olmaktır.                      
Büyüyünce düzelir...
Zaman her şeyin ilacı!
Bu kez değil!
Çocukken DEHB’li olanların yetişkinlikte de DEHB’li olduğu biliniyor.
Teşhis konmamış bir DEHB’li için, yaşadığı sıkıntılar çocukken anne-babalar tarafından destek verildiği için kamufle edilebiliyorsa da, ergenlikte ya da daha da önemlisi yetişkin bir birey olunduğunda yani iş başa düştüğünde işler sarpa sarabiliyor. İşte bu nedenle zaman değil ama bu kez anlamak, dinlemek ve destek vermek her şeyin ilacı.
 
Bütün dikkatini versen yaparsın!
İşte sorun da orada!
Eğer tüm dikkatini verebilseydi “dikkat eksikliği” teşhisi konmamış olurdu.
Pratik yaparak odaklanma ve dikkat becerileri geliştirilebiliyor. Hatta bilgisayar oyunlarıyla bile. Bu konuda onu destekleyebilirsiniz.
Kendinden utanmalısın!
Asıl bunu söylediğiniz için siz kendinizden utanmalısınız. Küçük bir çocuktan yapmasını beklemeyeceğiniz şeyler olduğu gibi, yol gösterilmezse DEHB’li birinden de yapmasını beklemeyeceğiniz şeyler var.
DEHB’yi anlamakla işe başlayabilirsiniz. O zaman DEHB’lileri daha çok seveceksiniz.
Bugün DEHB’li gibiyim!
Hayır değilsiniz!
Dikkatin bir süreliğine dağılması DEHB’li olmak demek değildir.
DEHB’yi bu kadar hafife almayın.  Kelimelerinizi özenle seçerseniz, gerçekten o durumda olanları incitmezsiniz.
Belli ki bugün ilaçlarını almamışsın
 
Belli ki sizin de dilinizin kemiği yok!
Ağrı kesici değil ki bunlar içtikten kısa bir süre sonra etkisini göstersin. Hem zaten onların da bir yeri ağrımıyor. Beyinleri yönetici işlevlerini yani günlük yaşamımızı sürdürürken ihtiyaç duyduğumuz her türlü sürecin yönetilmesini sağlayan beceri ve davranışları tam olarak yerine getiremiyor. 
 
Sadece bir öfke nöbeti!
Hayır değil!
Öyle olsaydı bunu her gün tekrar tekrar yaşamazdı.
Öncelikle sukünetinizi koruyun, sizin de bağırıp çağırmanız yangını körüklemekten başka işe yaramayacaktır. Konuşmak ve  onu öfkelendiren duruma bir çözüm bulmak için sakinleşmesini bekleyin
 
 
ÇOCUKLARI FARKLI OLDUĞU İÇİN BUNLARI DUYMAK ZORUNDA DEĞİLLER!
DİLİMİZİ TUTUP DA SÖYLEMESEK KEŞKE
ÇÜNKÜ BUNU HAK ETMİYORLAR
BÖYLE DAHA YAPICI OLABİLİRİZ
Anne-babalık yapmayı öğren!
DEHB’li çocuğu olmayanlar bilemez  anne-babalığın iki kat daha zor olabileceğini.
“Aaaa çocuğuna onu mu yediriyorsun?” diyen birisine karşı ne hissedersiniz? “Sen kendi işine bak. Bana anneliği mi öğretiyorsun?”diye cevabı yapıştırıverir misiniz? O zaman siz de detaylarını ve kendi iç dinamiklerini bilmediğiniz bir kimseye anne-babalık öğretmeye kalkmayın.
Anne-babası şu çocuğu artık dizginlesin!
O kadar basit olsaydı, DEHB’li DEHB’siz tüm çocuklar muma dönerdi… Tabi her durumda doğrusu bu mu? Tartışılır!
Keşke bir açma kapama düğmesi olsaydı, annesi babası tek düğmeyle çocuğunu, sizing deyişinizle “dizginleyebilseydi.” Eleştirmek yerine, “dizginlemesine” destek olmaya çalışmaya ne dersiniz?
Ben asla çocuğumun bunu yapmasına izin vermezdim.
Çocuğunuz DEHB’li olmadığı için olabilir mi?
Araştırılsa sizin de eleştirilecek yönleriniz yok mudur anne-babalık serüveninizde? İyisi mi, eğer yapıcı olmayacaksanız, siz kendi çocuğunuzla ilgili konulara odaklanın.
Çocuğunuza bu “uyuşturucu”ları mı veriyorsunuz?
DEHB’li bir anne-babanın en büyük endişesi ilaçların çocuğuna yaptıkları değil, ilaçları almazsa çocuğunun yapamayacaklarıdır.
İlaçların ne işe yaradığını bilmeden konuşmayın.
Bir şaplak yeter!
Problemler şiddetle düzelir mi? Yoksa daha hınç dolu, sevgisiz, özgüvensiz ve ezik  çocuklar mı yetiştirmiş oluruz?
Kendi çocuğunuz için istemediğiniz bir şeyi nasıl başka bir çocuk için istiyorsunuz? Halbuki azıcık ilgi ve yönlendirme mucizeler yaratabilir.
Biraz yorulması gerek! Neden bir spor kursuna yazdırmıyorsunuz?
Evet spor yapmak bir DEHB’li için gerekli. Ama yorulması için değil!
Emin olun anne-babası da bunu düşünmüştür. Amacınız onları incitmek değilse,”spor”la ilgili önerinizi daha yapıcı şekilde sunabilirsiniz.
Aman kimselerin çocuğu DEHB’li olmasın
 
DEHB’li olmak dünyanın sonu gibi konuşuyorsunuz! Halbuki sebep olduğu sıkıntılar için tedbir alındıktan sonra DEHB’li olmak bir engel değil zenginlik.
Sizin çocuğunuzun davranışlarına yansıyan bir sorunu olsa ve herkes ona uzaylı gibi baksa? Hiç istemezdiniz değil mi?
 
Yukarıdakilerden hangisini duymak hoşunuza giderdi? Hepsi birbirinden yaralayıcı değil mi? Eğer minik yüreklerde onarılmaz izler bırakmak istemiyorsanız size günde üç öğün aşağıdaki ilaçtan tavsiye ediyorum. Emin olun çok işe yarıyor:
 
 
  
 
 
 
 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER