ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim

HER ŞEY BİR “NEDEN” İLE BAŞLAR! - 2

 Locke'a göre o nedenin altında da bir amaç yatar...

 
Neden sabahın köründe kalkıp işe gidiyoruz, hatta bazen ayaklarımızı sürüye sürüye? Neden sınavlara hazırlanıyoruz?
Evet! Biliyorum. Geçen yazıma da bu sorularla başlamıştım. Belki bundan sonrakilerde de bu soruları size hatırlatacağım. Yaşımıza bağlı olarak bu iki soru ve onlara verilecek cevaplar çoğumuzun hayatında önemli bir yer işgal ettiği için daha başka soru sormayı planlamıyorum. Bakalım yazı bana başka sorular sorduracak mı ilerleyen satırlarda…
“Neden” diye soruyorsak aslında bir amaç bulmaya çalışıyoruzdur, öyle değil mi? Hiçbir şeyi nedensiz, yani amaçsız yapmayız. Amaçlarımız ise neler yapacağımıza yön verir. Tanıdık geldi değil mi? Motivasyon nedir? sorusuna cevap ararken de bahsetmiştim.
 
 
Şimdi yukarıdaki ihtiyacın bir amaç yarattığını düşünün: susuzluğunuzu gidermek… Sonuçta o amaca ulaşmak için bir davranış ortaya koyarız ve sonunda tatmin oluruz ya da olmayız.
Her şey susamak ve su içmek kadar basit değil ne yazık ki! İşte Locke da amaçlarımızın davranışlarımızı nasıl etkilediğini ortaya koymak için bir teori geliştirmiş. Locke’un teroisi bir sürece dayanıyor.
 
 
Locke bu basit şemayı görse beni topa koyabilir…  Asıl süreci gösteren bir şema biraz kafa karıştırıcı olabilir diye düşündüğüm için basitleştirdiğim bu şemayı kullanıyorum. Ama genel olarak amacın ne olduğunu anlatarak bu süreci açmaya çalışacağım. Aşağıda anlattıklarım genel olarak amacınızla sizin yani davranışınız arasına girer. Yani amacınıza ulaşmak için yapacaklarınızı, harekete geçmenizi sonuç olarak motivasyonunuzu etkiler.
Amaç, elde etmek için çabalamaya devam etmemizi sağlayan bir davranış ya da ulaşılan sonuç olarak tanımlanabilir. Yani amacımız yoksa bizi harekete geçirecek bir nedenimiz de yoktur. Kısacası motivasyonumuz yoktur. İşin temelinde aslında amacımızı belirleyebilmek yatıyor. Amacınızı biliyorsanız, varmak istediğiniz nokta bellidir. Böylece hedefe kilitlenip, dikkatimizin dağılmasına izin vermeden amacımıza ulaşana kadar çaba sarf ederiz.  Ama bir hedefinizin olması mutlaka başaracağınız ve her zaman motivasyonunuzun yüksek olacağı anlamına gelmez. Neden mi? Dedim ya bu bir süreç diye… Peki bu süreci neler etkiler?
Genel olarak baktığımızda amaçları mutlak ve normatif amaçlar olarak ikiye ayırmak mümkün. Kelimeler arasında kaybolmanızı istemiyorum. Kitabı 2 gün içinde bitirmek mutlak bir amaçken, sınıfta öğretmenin sorduğu soruyu ilk çözen olmak normatif bir amaçtır. Aradaki farkı görebiliyor musunuz? Kitabı okumak yalnız sizin elinizde peki ama ilk önce soruyu çözmek? Başkalarının da performansı bu amaca ulaşıp ulaşamayacağınızı belirliyor, öyle değil mi?
Ulaşılma süresine bağlı olarak da amaçları gruplandırabiliriz. Yakın veya uzak amaçlar olarak… Kitabın bir bölümünü bu akşam okumak yakın bir amaçken, aynı bölümü bu haftanın sonuna kadar okumak uzak bir amaçtır. Kısa süreli amaçlar, hemen gerçekleştirilebildiği için daha yüksek motivasyona neden olurlar. İşte bu nedenle özellikle çocuk ve gençlere kısa süreli amaçlar vermek oldukça önemlidir. Sonucu görmek için bekleyerek sabırlarını zorlamanın bir alemi yok. “Amacımı belirledim ve yaptım” diyebilmeliler. Çünkü henüz uzun dönemli amaçlar için düşünce tarzları yeterince gelişmemiştir.
Amaçlar, performans kriterlerine göre de ayrılabilir: spesifik amaçlar ve genel amaçlar. 20 matematik sorusunu bir saat içinde çözmek spesifik bir amaçtır. O altmış dakika içinde ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuzdur. Ama “matematik ödevim için elimden geleni yapacağım” derseniz işler karışabilir… Elinizden gelen 1 saatte 20 soru mu çözmek, 10 soru mu? 30 soru mu? O günkü ruh halinize göre mi ödev yapacaksınız yani? Amaçların spesifik olması, hedefinize ulaşmak için ne kadar çaba sarf etmeniz gerektiğini de gösterdiği için daha motive edicidir. Genel amaçlarda ise hedefinize ulaştığınızı nereden bileceksiniz? Elimden geleni yaptım! Bu mudur hedefinize ulaştığınızı gösteren kriter? Elinizden geleni yaptınız ve 30 matematik sorusundan sadece 10 tanesini çözdünüz. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Ödevini tamamlamamış biri olarak değil mi?
Elimden geleni yapmak demişken… Bir de belirlediğiniz amacın zorluğu önemli. İnanması zor gelebilir ama zor hedefler, basit hedeflere göre daha motive edicidir. Neden mi? 5 sayfa kitap okumak size çocuk oyuncağı geleceği için nasılsa yaparım deme şansınız varken, 30 sayfa kitap okumak için kolları hemen sıvarsınız da ondan… Çünkü 30 sayfa kitap okumak için daha fazla süreye ihtiyacınız olduğunu, ha deyince bitiremeyeceğinizi bilirsiniz. Ancak bu amacınız ne kadar zor olursa, motivasyonunuz da o kadar yüksek olacağı anlamına gelmiyor maalesef… Sadece tamamlayabileceğinizi düşündüğünüz zorlu bir yola çıkmayı kabul edersiniz öyle değil mi? Amaçlar için de bu geçerli. Amacınız ne çok basit ne çok zor olmalı; zorlayıcı ama ulaşılabilir olmalı.
Şöyle bir toparlarsam; spesifik, yakın, zorlayıcı ama ulaşılabilir amaçlar genel, uzak ve çok basit ya da çok zor amaçlardan daha motive edicidir; böylece amacınıza daha çok bağlı kalırsınız. Kısacası daha kolay ve daha çok motive olursunuz.
Neden bunları anlattım? Çünkü Locke’ın ortaya koyduğu gibi, kabaca, amacımız davranışımızı ve davranışımızın sonucu da motivasyonumuzu etkiliyor.
Locke, hedef belirleme ve performans üzerine yaptığı on yıllık bir çalışma sonucunda spesifik ve zorlayıcı hedefler için kolay ve genel hedeflere kıyasla %90 oranında daha yüksek performans gösterildiğini oryaya koymuş. Yani çocuğunuza “daha çok çaba göster”, “elinden gelenin en iyisini yap” demek yerine “10 soruda 8 doğru yap” ya da “geçen seferki puanının üstüne çıkmayı hedefle” demenin daha işe yaradığını tespit etmiş. Neden mi? Çünkü zorlayıcı ve belirli bir hedef koyulduğunda, sonunda başarmanın verdiği haz daha fazla! Kişi tam da bu haz için daha fazla gayret göstermeye hazır.
 
 
E o zaman izlenecek yol gayet basit: motive etmek istediğiniz kişiler için ölçülebilir, kendisini bir adım öteye taşıyacak, ama hemen sonuç alacağı hedefler koyun. Yani amacına doğru uzanan labirentte ona yol gösterici olun ve nasıl kendini aşıyor keyifle seyredin!
 
 
KAYNAK:
1.       http://www.mindtools.com/pages/article/newHTE_87.htm
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER