ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim

KAFAMIN İÇİ ADETA BİR LUNAPARK!

KAFAMIN İÇİ ADETA BİR LUNAPARK!

Bir DEHB’linin Beynine Yolculuk

Sürekli konuşan, fikir üreten, gürültülü, hızlı çalışan ancak bu fikirleri organize edemeten bir beyniniz var. Her telden çalan, cızırtılı bir radyo gibi. Frenleri iyi tutmayan süper hızlı spor bir araba gibi. Bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmurda bozuk silecekle araba kullanmaya çalışmak gibi. Yoğun, hızlı, renkli ve karışık.  Aslında DEHB’liler birçok olumlu yöne sahipler hatırlamak isterseniz buraya bir tık.

Şimdi bir “DEHB’li Zamanı (1)” olduğunu düşünün. Bir gün boyunca DEHB’li bir kişi bu zamana 4-5 kez giriyor aslında ve bu süre zarfında DEHBlilerin yapamayacakları şey yok desem yalan olmaz. Hatta tabiri caizse o “eşref” saatinde standart bir kişinin üstünde performans gösteriyorlar. Ama sorun şu ki DEHB’linin kendisi bile o zamana ne zaman girip çıktığını bilmiyor maalesef.
 
Sorun da zaten o eşref saati dışındayken çıkıyor. Gelin şimdi eşref saati dışındaki bir DEHB’linin gözüyle olayları görmeye çalışalım.
 
Olmaz ya… Diyelim ki oldu ve çok önemli milli bir maç ile hayran olduğunuz dizinin sezon finali, en yakın arkadaşınızın doğum günü partisi, kardeşinizin evliliği, terfi etmeniz için mutlaka katılmanız gereken şehir dışı toplantı aynı güne denk geldi. Üstüne üstlük çocuğunuz da yüksek ateşle evde yatıyor. Bunlar sadece günün önemli olayları. Bir de önemsiz, sıradan, farkına bile varmadığınız günlük olaylar var.  Öyle değil mi? Mesela sabah kalktınız. Siz çıkmak üzereyken çocuğunuz açmış televizyon seyrediyor olabilir. Evdeki kediniz bir topun peşinden koşuyor olabilir. Ofiste siz sunum yaparken toplantı için söylediğiniz içecekler gelmiş servis ediliyor olabilir. Camın önünden kuş uçup geçebilir. Dedim ya aslında bir gün, farkına bile varmadığımız dolayısıyla dikkatimizi etkilemeyen küçük küçük birçok olaydan oluşuyor. Küçükler zaten dikkatinizi çekmiyor. Büyükler arasından da aklınız diğerlerinde kalsa da bir öncelik sıralaması yapıp nerede olmanız gerektiğine karar verebilirsiniz. Ama “siz” karar verebilirseniz? Ya bir DEHBli?
 

Şimdi aynı olayları bir DEHB’li açısından ele alalım. Sabah gözlerini açıyor ve bir anda karşısında binlerce küçük televizyon ekranı görüyor. Gün içinde yaşadığımız her bir olay her bir ekranın içinde. Maç, dizi, sunum, elden ele servis edilen içecekler, koşan kedi, yatan çocuğunuz, koşuşturan kardeşiniz, camın önünden geçen kuş… Hani derler ya hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Bir DEHB’li için o film şeridi eşref saati dışında hep orada. Hiç yok olmuyor. Onlarca düşünce, yüzlerce olay her an film şeridi gibi beyninin içinde… Açma kapama düğmesi de maalesef yok. Olsa bile istediği an kullanamıyor. 
 
 
Düşünsenize müdürünüz ile gelecek senenin bütçesini konuşmak istiyorsunuz ama baktığınız onun gözleri olsa bile gördüğünüz onlarca değişik olay. Ne anlatmak istiyordunuz? Ağzınızdan çıkan “Aaa… camdan bir kuş geçti!” oluyor. Çünkü onlarca konu arasından en önemlilerini ayırt etmenize yardımcı olan bir “filtre” sisteminiz yok. 5 duyunuz var gücüyle çalışıyor. Görüyor, duyuyor, hissediyor, kokluyor ve konuşuyorsunuz. Ve 5 duyunuz da size o anda hissettiği şeyin önemli olduğu mesajını veriyor. Binlerce minik televizyon ekranı… Hep gözünüzün önünde… Ve siz hangisini seyretmeniz gerektiğini bilemiyorsunuz.
 
Kısacası aşırı uyarılmış durumdasınız ve her şey üstünüze üstünüze geliyor! Sinirleriniz tepenize fırlamış, her an patlamaya hazır bomba şeklinde dolaşıyorsunuz. Açma kapama düğmeniz de yok. Sadece reset düğmeniz var. Yani fabrika ayarlarına geri dönebiliyorsunuz sadece. Fabrika ayarlarına dönmek diyorum. Herkesin ki farklı tabi. Öyle olunca herkesin o ayarlara dönme şekli de farklı tabii. Tek ortak nokta o anda dikkati dağıtan şeylerden uzaklaşabilmek. Gözlerinizi kapayıp içinizden sayabilir, yalnız kalıp tempo tutabilirsiniz, kitap okuyabilirsiniz, resim çizebilirsiniz. O ayarlara geri dönmek için ne yapmanız gerektiğini sadece siz bulabilirsiniz.
 
Bir DEHBli’nin düşüncelerindeki bu dağınıklığının nasıl bir şey olduğunu hala anlayamıyorsanız bir DEHB’linin odasına göz atabilirsiniz. Odalarındaki dağınıklığın aynısı beyinleri için de geçerli. Bir şeyi unuturum, bir şeyi kaybedebilirim diye her şeyleri orada ve buradadır. Yani kendilerince gözlerinin önünde ama aslında değil. Zira o dağınıklık içinde artık hiçbir şey göz önünde değildir.
 
 
 
Fiziksel ve zihinsel dağınıklık! Ne kadar yorucu olabileceğini hayal etmeye başlayabildiniz mi? Bir top havuzunda kaybettiğiniz yüzüğünüzü bulmakla aynı şey. Ve bu sadece eşyalar için geçerli değil. Yüzlerce düşünce arasında o an için doğru ve uygun olanı bulmak! Bir çocuğun elinde sadece bir şeye binmeye yetecek kadar parayla lunaparka gitmesi ve onlarca rengarenk, ışıl ışıl aletlerden hangisine bineceğine karar vermesini istemekle aynı şey! İşte o lunapark DEHB’linin beyninin içinde ve herkes ondan anında neye binmesi gerektiğine karar vermesini bekliyor.
 
Beklemeyin! Anlamaya çalışın ve destek olun!
 
     (1) Dr. William Dodson tarafından yapılan bir tanımlama. Dr. Dadson, DEHB üzerine uzmanlaşmış bir psikiyatr ve DEHB araştırma sonuçlarının günlük hayata uygulama konusunda çalışmalar yürütüyor. Aynı zamanda yaptığı çalışmalar ile Schleifer Distinguished National Service (Schleifer Seçkin Ulusal Hizmet) ödülüne sahip. 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER