ARA
    Biz Kimiz   Hizmetlerimiz   Egitimler   Etkinlikler   Blog   Sizden Gelenler   Basın   Referanslar   İletişim
    Haziran 2017  (4)  Mayıs 2017  (2)  Nisan 2017  (2)  Mart 2017  (4)  Şubat 2017  (1)  Ocak 2017  (3)  Aralık 2016  (3)  Kasım 2016  (4)  Ekim 2016  (2)  Eylül 2016  (2)  Ağustos 2016  (4)  Temmuz 2016  (1)  Haziran 2016  (3)  Mayıs 2016  (4)  Nisan 2016  (4)  Mart 2016  (3)  Şubat 2016  (3)  Ocak 2016  (5)  Aralık 2015  (7) EMPATİNİN AZI KARAR, ÇOĞU ZARAR 22 Aralık 2015  968 MUTLU MUYUM? MUTLU MUSUN? MUTLULAR MI?17 Aralık 2015  1071 ÖĞRENCİLERİNİZE EMPATİYİ ÖĞRETMEK İÇİN, ÖNCE AYNA KARŞISINA! 09 Aralık 2015  864 ÖĞRENCİLERİNİZE “SADECE BEN” YERİNE “BİZ” DEMEYİ ÖĞRETEBİLMEK08 Aralık 2015  1172 ÖĞRENCİLERİNİZE “SADECE BEN” YERİNE “BİZ” DEMEYİ ÖĞRETEBİLMEK -208 Aralık 2015  997 DEHB’Lİ OKULA, ANNE-BABALAR GÖREV BAŞINA!07 Aralık 2015  865 DEHB HAKKINDA 7+1 GERÇEK01 Aralık 2015  1359  Kasım 2015  (1)  Ekim 2015  (1)  Eylül 2015  (2)  Ağustos 2015  (1)  Temmuz 2015  (2)  Haziran 2015  (2)  Mayıs 2015  (3)  Nisan 2015  (5)  Mart 2015  (6)  Şubat 2015  (2)  Ocak 2015  (3)  Aralık 2014  (6)  Kasım 2014  (4)  Ekim 2014  (5)  Eylül 2014  (5)  Ağustos 2014  (5)  Temmuz 2014  (8)  Haziran 2014  (6)  Mayıs 2014  (4)  Nisan 2014  (1)  Mart 2014  (3)  Şubat 2014  (2)  Ocak 2014  (1)  Kasım 2013  (1)  Eylül 2013  (1)  Mayıs 2013  (2)  Nisan 2013  (1)  Mart 2013  (9)  Aralık 2012  (1)  Mayıs 2012  (0)
 

ÖĞRENCİLERİNİZE “SADECE BEN” YERİNE “BİZ” DEMEYİ ÖĞRETEBİLMEK

“Mutlu ve hayata bütünüyle hazır’ öğrenciler için, öğrencilerinize akademik bilginin ötesini de öğretin” demiştim.  

İngiliz The Guardian gazetesinin haber yaptığı  23 yıllık İran’lı ilkokul öğretmenini duymuşsunuzdur:  Mohammadian, ‘Gizemli' bir hastalıktan dolayı saçları dökülen 8 yaşındaki öğrencisi ile dalga geçildiğini fark edince, öğrencisine destek olmak için saçlarını kazıtıyor. Öğretmenin bu örnek davranışı sınıftaki diğer öğrencileri, tüm ülkeyi hatta sonrasında dünyayı etkileyen bir harekete dönüşüyor.  

Akademik bilginin ötesini öğretmek derken, aslında tam da bunu kastediyorum. Çocuklarımızı başkalarını önemseyen, sosyal ve duygusal olarak tam donanımlı bireyler olarak yetiştirebilmek… Çünkü okulun bir görevi de çocukların, ne kadar farklı düşünceden, farklı yapıdan ve farklı bir kültürden olursa olsun, çevresindeki kişilerle ilgilenmelerini sağlamak, onlara empati duymayı öğretmektir. Eğer eğitimciler okuldaki kişilerle ilgilendiklerini, onları önemsediklerini hissettirirlerse, bunu öğrencilerine de öğretebilirler. Böylece öğrenciler, zaman zaman görünmez olan kişileri de görür, duyar, hissederler…

Sosyal ve duygusal öğrenme deyince akla gelen yukarıdaki 5 becerinin belki de hepsi öğrencilerinize “empatiyi” öğretmekten geçiyor. Peki nedir bu empati? Aslında olaylara bir diğerinin gözünden bakabilmektir, karşındakinin duygularını ve düşüncelerini anlamak, hissetmek ve anladığını ona iletmektir.
 
Empati konusunda detaylı çalışmaları bulunan Üstün Dökmen’e göre aşamalı olarak dört empati basamağı vardır. (1)
  •  Onlar basamağında, birey karşı tarafı dinlemez ve yardımcı olmaya çalışmaz. Kişinin esas kaygısı başkalarının ne düşündüğüdür: “Elalem ne der?”
  •  Ben basamağında kişi benmerkezcidir. Kişinin derdi karşısındaki değil, kendisidir. Kendi sorunlarından bahseder.
  • ·       Sen basamağında kişi kendini karşı tarafın yerine koyar, onun duygularını hissederek ona yardımcı olmaya çalışır.
  • ·       Biz basamağı, sen basamağında bir süre birbiriyle empatik alış-verişte bulunmuş olan iki kişi arasında gerçekleşir. Bu basamaktaki kişiler belirli bir olay karşısında birbirlerinin ne düşüneceğini, olaylar karşısında birbirlerinin ne hissedeceğini tahmin edebilirler. Gerektiğinde birbirlerine destek olurlar. 
 
Peki öğrencilerimizin ilişkilerini çıkar üzerine kurmamasını,  “biz” diye düşünmesini nasıl sağlayabiliriz? Sabahları kat görevlisine adıyla hitap edip ‘günaydın’ demesini, teneffüste düşen arkadaşına arkasını dönüp gitmek yerine kaldırmasını, üzgün bir arkadaşını teselli etmeyi, mutlu arkadaşıyla birlikte sevinebilmeyi, problemleri veya çatışmaları yapıcı biçimde çözmeyi nasıl öğretirsiniz? Bildiklerini kendilerine saklamak yerine, paylaşmaya, iş birliğine nasıl teşvik edersiniz? Onun ileride kuracağı her türlü ilişkide –ister iş ilişkisi ister özel ilişkiler olsun- başarılı olmaya götürecek becerileri nasıl kazandırabilirsiniz? Zira American Management Association’ın 2010 yılında yaptığı “Kilit Beceriler Araştırması” gelecekte bir yer edinmek için sorgulayan, etkin iletişim kurabilen, takım çalışmasına uyum sağlayabilen bireyler olmanın önemini ortaya koyuyor. 
 

 

Empati becerileri gelişmiş bir kişi, bir olay karşısında şu adımları otomatik olarak yapabiliyor olmalı:
  • Gözle ve Dinle: Karşıdaki kişi ne diyor, vücut dili ne söylüyor? 
  • Hatırla: Böyle bir olay benim başıma geldiğinde ben nasıl hissetmiştim?
  • Tahmin et: Karşıdaki kişi nasıl hissediyor olabilir?
  • Sor: Karşıdaki kişi ne hissediyor?
  • Önem verdiğini göster: Söz ve davranışlarınla karşınızdakine onu anladığını hissettir.

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Ad Soyad
E-posta adresiniz
Mesajınız
Güvenlik Kodu
GÖNDER